Evliyken boşanmadan çocuğu göstermeme durumu, hem çocuğun psikolojik ve sosyal gelişimi hem de ebeveynlerin hukuki hakları açısından ciddi sonuçlar doğurabilir. Evlilik devam ederken çocuğun diğer ebeveyne gösterilmemesi, taraflar arasında anlaşmazlıkların artmasına ve hukuki sürecin kaçınılmaz hâle gelmesine yol açabilir.
Bu gibi durumlarda, çocuğu göremeyen ebeveynin hangi haklara sahip olduğu ve nasıl bir yol izlemesi gerektiği sıkça merak edilir. Mahkeme, her somut olayda çocuğun üstün yararını esas alarak değerlendirme yapar ve gerekli gördüğünde kişisel ilişki kurulmasına ilişkin düzenlemeler getirebilir.
Bu yazıda; evliyken çocuğu göstermemenin hukuki sonuçları, boşanma aşamasında yaşanabilecek riskler, mahkeme kararlarının etkisi ve çocuğu göremeyen ebeveynin atabileceği adımlar ayrıntılı şekilde ele alınmaktadır.
Evliyken Boşanmadan Çocuğu Göstermeme
Evliyken boşanmadan çocuğu göstermeme durumu, ebeveynlerin çocuk üzerindeki hak ve yükümlülüklerini doğrudan etkileyen önemli bir hukuki sorundur. Evlilik devam ederken çocuğun diğer ebeveyne gösterilmemesi, hem çocuk açısından psikolojik riskler doğurabilir hem de ebeveynler arasında ciddi uyuşmazlıklara yol açabilir.
Anne ve baba, evlilik birliği devam ettiği sürece çocukla kişisel ilişki kurma hakkına sahiptir. Bu nedenle ebeveynlerden birinin çocuğu sistematik şekilde diğerine göstermemesi hâlinde, çocuğu göremeyen taraf hukuki yollara başvurma hakkına sahiptir. Mahkeme, bu tür durumlarda çocuğun üstün yararını esas alarak değerlendirme yapar.
Çocuğun ebeveynlerinden biriyle ilişkisinin engellenmesi, ilerleyen süreçte velayet, kişisel ilişki ve ebeveynlik sorumlulukları bakımından olumsuz sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle evliyken çocuğu göstermeme gibi durumlarda, hak kaybı yaşanmaması adına sürecin hukuki çerçevede ve dikkatli şekilde yürütülmesi büyük önem taşır.
Evliyken boşanmadan çocuğu göstermeme durumunda ne olur?
Evliyken boşanmadan çocuğu göstermeme durumu, hem çocuğun psikolojik ve sosyal gelişimi hem de ebeveynlerin hukuki hakları açısından ciddi sonuçlar doğurabilir. Evlilik devam ederken çocuğun diğer ebeveyne gösterilmemesi, taraflar arasında uyuşmazlıkların artmasına ve hukuki sürecin kaçınılmaz hâle gelmesine neden olabilir.
Bu tür durumlarda, çocuğu göremeyen ebeveynin mahkemeye başvurma hakkı bulunmaktadır. Mahkeme, her durumda çocuğun üstün yararını esas alarak değerlendirme yapar ve gerekli gördüğü hâllerde kişisel ilişki kurulmasına ilişkin düzenlemeler getirebilir.
Çocuğun sistematik şekilde diğer ebeveynden uzak tutulması, ileride velayet ve kişisel ilişki kurulması bakımından olumsuz değerlendirmelere yol açabilir. Ayrıca bu tutum, boşanma sürecinde taraflar arasında psikolojik baskıyı artırabileceği gibi, çocuğun ruh sağlığını da olumsuz etkileyebilir.
Bu nedenle evliyken çocuğu göstermeme gibi durumlarda, hak kaybı yaşanmaması ve çocuğun zarar görmemesi adına sürecin hukuki çerçevede ve dikkatle yürütülmesi büyük önem taşır.
Annenin Çocuğu Babaya Göstermemesi Durumunda Ne Yapılabilir?
Annenin çocuğu babaya göstermemesi, evlilik devam etsin ya da boşanma süreci başlamış olsun, hukuki sonuçlar doğurabilecek bir durumdur. Anne ve baba, evlilik birliği süresince çocukla kişisel ilişki kurma hakkına sahiptir ve bu hak keyfi şekilde engellenemez.
Çocuğu göremeyen baba, öncelikle durumu belgeleyerek hukuki yollara başvurabilir. Aile mahkemesine yapılacak başvuru ile çocuğun diğer ebeveynle kişisel ilişki kurmasına yönelik tedbir kararı talep edilebilir. Mahkeme, her somut olayda çocuğun üstün yararını esas alarak değerlendirme yapar.
Çocuğun sistematik biçimde diğer ebeveynden uzak tutulması, ilerleyen süreçte velayet ve kişisel ilişki düzenlemeleri bakımından annenin aleyhine sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle çocuğu göstermeme gibi durumlarda hukuki sürecin doğru şekilde yürütülmesi önemlidir. Velayet düzenlemeleri bakımından boşanmada 2 çocuğun velayeti kime verilir konusundaki makalede ek bilgi bulabilirsiniz.
Yasal Yolları Araştırmak
Anne, eğer çocuğu göstermeyen eski eşiyle uzlaşmaya gitmeyi başaramıyorsa, hukuki yollara başvurabilir. Çocukla ilgili düzenlemelerin yapılması için aile mahkemesine başvurarak, geçici veya kalıcı bir dava açabilir.
Şikayet Dilekçesi Oluşturmak
Bir diğer önemli adım, çocuğu göstermekten kaçınan tarafa karşı resmi bir şikayet dilekçesi hazırlamaktır. Bu dilekçede, durumu açıkça ifade etmek ve gerektiğinde delil sunmak, sürecin hızlanmasına yardımcı olabilir.
Unutmayın ki her durumda çocuğun menfaati ön planda olmalı.
Eşim Çocuğumu Göstermiyor, Ne Yapmalıyım?
Eşin veya eski eşin çocuğu göstermemesi, uygulamada en sık karşılaşılan aile hukuku sorunlarından biridir. Bu durumda çocuğu göremeyen ebeveynin, hukuki haklarını zaman kaybetmeden kullanması gerekir.
Öncelikle, çocuğun ne şekilde ve hangi tarihlerde gösterilmediğinin kayıt altına alınması önemlidir. Ardından aile mahkemesine başvurularak kişisel ilişki kurulmasına ilişkin karar talep edilebilir. Mevcut bir mahkeme kararına rağmen çocuğun gösterilmemesi hâlinde ise icra yoluna başvurulması ve gerekli yaptırımların uygulanması mümkündür.
Mahkeme kararlarının ihlali durumunda, çocuğu göstermeyen ebeveyn hakkında hukuki yaptırımlar gündeme gelebilir. Bu süreçte çocuğun psikolojik ve duygusal sağlığı her zaman öncelikli olarak değerlendirilir.
Boşanan eşin çocuğu şehir dışına çıkabilir mi?
Boşanma sürecinde, çocuğun şehir dışına çıkarılması hukuksal olarak bazı şartlara tabi olabilir. Evliyken boşanmadan çocuğu göstermeme durumlarında, ebeveynlerin her birinin çocuğun seyahat hakkı üzerindeki etkisi önemlidir. Eğer çocuğun sadece bir ebeveyni, diğerinin rızası olmadan seyahat ettirmek isterse, bu durum mahkeme kararlarına veya velayet haklarına aykırı olabilir.
Bu nedenle, çocuğun şehir dışında seyahat etmesi için, her iki ebeveynin de onayı gerekebilir. Eğer bir taraf tek taraflı olarak karar alırsa, diğer taraf bu karara itiraz edebilir. Ayrıca, çocuğun çıkarlarını korumak amacıyla mahkeme, uluslararası veya şehirler arası seyahatlerde kısıtlamalar getirebilir. Sonuç olarak, çocuğun güvenliği her zaman önceliklidir ve hukuki süreçlerin izlenmesi gereklidir.
Mahkeme Kararına Rağmen Çocuğun Gösterilmemesi
Mahkeme tarafından kişisel ilişki kurulmasına ilişkin karar verilmesine rağmen çocuğun gösterilmemesi, hukuka aykırı bir durumdur. Bu hâlde çocuğu göremeyen ebeveyn, icra müdürlüğü aracılığıyla kararın yerine getirilmesini talep edebilir.
Mahkeme kararının sürekli ihlal edilmesi durumunda, çocuğu göstermeyen ebeveyn hakkında yaptırımlar uygulanabilir. Ayrıca bu durum, ilerleyen aşamalarda velayet değerlendirmesinde aleyhe bir unsur olarak dikkate alınabilir.
Mahkeme kararlarının uygulanması, yalnızca ebeveynlerin değil, çocuğun da haklarının korunması açısından büyük önem taşır.
Çocuğu göstermemenin cezası nedir?
Çocuğu göstermemenin cezası, ailenin hukuki yapısına ve mevcut duruma göre değişiklik gösterebilir. Türkiye’de, çocuğun velayeti genellikle eşler arasında paylaşıldığı için, çocuğun ebeveynlerinden biri tarafından diğerine gösterilmemesi durumunda çeşitli yaptırımlar söz konusu olabilir.
Hukuki Yaptırımlar
Eğer bir eş, boşanma sürecinde veya sonrasında çocuğun diğer ebeveyne gösterilmesini engelliyorsa, bu durum mahkemeye taşınabilir. Mahkeme, evliyken boşanmadan çocuğu göstermeme durumu ile ilgili değerlendirme yaparak, durumu düzeltmek amacıyla zorlayıcı kararlar alabilir. Bu kararlar arasında ortak ziyaret hakkı tanınması, tazminat ödenmesi veya belirli bir süre çocuğun ebeveynine gösterilmesinin sağlanması yer alır.
Cezai Yaptırımlar
Ayrıca, eğer durum hakaret, tehdit veya şiddet içermiyorsa, çoğu zaman hukuki yaptırımlar uygulanırken ceza ihtimali daha düşük kalır. Ancak, çocuğu göstermeme sürekli hale gelirse, yasal temsilcilik aracılığıyla daha ciddi önlemler alınması gerekebilir.
Bu nedenle, ebeveynlerin birbirleriyle sağlıklı bir iletişim kurmaları önem taşımaktadır.
Çocuğu göstermeme durumunda şikayet dilekçesi nasıl olmalıdır?
Evliyken boşanmadan çocuğu göstermeme durumunda çeşitli hukuki adımlar atmak gerekmektedir. Şikayet dilekçesi, bu süreçte önemli bir rol oynar. Öncelikle, dilekçede çocuğun kimlik bilgileri, ebeveynlerin iletişim bilgileri ve çocuğun neden gösterilmediği hakkında detaylı bir açıklama yer almalıdır.
Dilekçenin başlangıcında, hangi mahkemeye başvurulduğu, şikayetçinin ve karşı tarafın bilgileri belirtilmeli; ardından durumu net bir şekilde ifade eden bir paragraf eklenmelidir. Resmi belgeler veya deliller varsa, bunların da eklenmesi, durumu güçlendirir. Ayrıca, dilekçenin son kısmında, şikayetçinin istemleri (örneğin, çocuğun göstermesi için mahkeme kararı talebi) açıkça yazılmalıdır.
Bu süreçte bir avukattan destek almak, sürecin daha sağlıklı ilerlemesini sağlayabilir. Unutulmaması gereken en önemli nokta, çocuğun menfaatlerinin her zaman öncelikli olduğudur.
Evliyken (boşanmadan) çocuğu göstermeme durumunda ne olur?
Evliyken boşanmadan çocuğu göstermeme, hukuki açıdan karmaşık sonuçlar doğurabilir. Öncelikle, her iki ebeveynin de çocuğun bakımı ve gelişimi konusunda eşit hakları bulunmaktadır. Eğer bir taraf, diğerine çocuğu göstermemekte ısrar ederse, bu durum mahkemeye taşınabilir. Ebeveyn, çocuğu göstermeyen taraf aleyhine, mahkemede şikayet yoluna gidebilir. Ayrıca, çocuğun psikolojik sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Mahkeme, çocuğu göstermeyen ebeveyni, çocuğun ihtiyaçları doğrultusunda daha fazla sorumluluk almaya zorlayabilir. Bu süreçte en önemli unsur, çocuğun en iyi çıkarlarını öncelikli olarak değerlendirmektir. Aksi takdirde, boşanma süreci karmaşıklaşabilir ve uzun süreli stress kaynakları ortaya çıkabilir.
Çocuğu göstermeme durumunda dava nasıl açılır?
Çocuğu göstermeme durumu, özellikle boşanma sürecinde karşılaşılabilecek hukuki bir meseledir. Bu tür bir durumda gerekli adımların atılması önemlidir.
Dava Açma Süreci
İlk olarak, aile mahkemesinde başvuruda bulunmalısınız. Başvuru için gerekli belgeleri hazırlamak, sürecin sağlıklı işlemesi açısından kritik öneme sahiptir. Dava dilekçenizde, çocuğunuzu görmek istediğinizi, çocuğunuzla iletişim kurma haklarınızın ihlal edildiğini ve bu durumun sizde yarattığı sıkıntıları açık bir şekilde belirtmelisiniz.
Gerekli Belgeler
Dava dilekçenizle birlikte, çocuğunuzun kimlik fotokopisi, evlilik cüzdanı ve boşanma belgesi gibi belgeleri de eklemeniz gerekmektedir. Bu belgeler, mahkeme tarafından yapılacak inceleme için zorunludur. Ayrıca, çocuğunuzun gösterilmemesi durumunu destekleyen kanıtlar sunmanız faydalı olacaktır.
Mahkeme Süreci
Mahkeme, tarafları dinleyerek ve gerekirse uzman görüşü alarak, çocuğun gösterilmesini zorunlu hale getirebilir. Bu süreç genellikle sürecin karmaşıklığına göre değişiklik gösterse de, başvurunuzu yaparak hakkınızı aramanız önemlidir. Unutmayın, çocuğu göstermeme durumları, çocuğun psikolojik sağlığı açısından da ciddiyet arz etmektedir.
Sıkça Sorulan Sorular
Boşanma sürecinde çocuğumla görüşmememiz hukuken mümkün mü?
Boşanma sürecinde çocuğunuzla görüşmemek hukuka aykırı olabilir. Eğer bir mahkeme kararı yoksa, ebeveynlerin çocuklarıyla görüşme hakları devam eder. Ancak, karşı tarafın rahatsız edici davranışları veya çocuğunuzun güvenliği gibi durumlar söz konusuysa, bu durumlar mahkemeye bildirilmeli ve gerekli önlemler alınmalıdır.
Çocuğuma boşanma sonrası neden göstermemeliyim?
Ebeveynler olarak boşanma sürecinde duygusal zorluklarla başa çıkmak zorunda kalabilirsiniz. Eğer bir taraf, çocuğunuzu diğer ebeveynle görüştürmek istemiyorsa, bu durum çocuğun ruhsal sağlığı üzerinde olumsuz etkilere yol açabilir. Ebeveynlerin, çocuklarına güvenli ve sağlıklı bir ortam sunmaları önemlidir.
Boşanma halinde çocuk velayeti nasıl belirlenir?
Boşanma durumunda, çocuk velayeti, mahkeme tarafından belirlenir. Mahkeme, çocuğun en iyi çıkarlarını gözeterek velayet hakkını verir. Ebeveynlerin yaşam koşulları, alışkanlıkları ve çocuğun ihtiyaçları gibi faktörler göz önünde bulundurulur. Çocuğunuzun her iki ebeveyni ile sağlıklı ilişkiler geliştirmesi sağlanmaya çalışılır.
Boşanma sonrası iletişim sorunlarını nasıl aşabilirim?
Boşanma sonrası iletişim sorunları sıkça karşılaşılan bir durumdur. Bu tür sorunları aşmak için tarafların açık iletişim kurması, empati göstermesi ve çocuğun ihtiyaçlarını önceliklendirmesi önem arz eder. Gerekirse, bir aile danışmanından veya arabulucudan destek almak da faydalı olabilir.
Eğer eşim çocuğumu benden uzak tutuyorsa ne yapmalıyım?
Eğer eşiniz çocuğunuzu sizden uzak tutuyorsa, bu durumun hukuki boyutları bulunmaktadır. Öncelikle, durumu bir avukata danışarak yasal haklarınızı öğrenmelisiniz. Gerekli belgeleri toplayarak mahkemeye başvurabilir ve çocuğunuzla görüşme hakkınızı talep edebilirsiniz. Çocuğunuzun nasıl bir ortamda yetiştiği de önemli bir konudur.
Hukuki Değerlendirme ve Özet
Evliyken boşanmadan çocuğu göstermeme, yalnızca ebeveynler arasındaki bir anlaşmazlık olarak değil, çocuğun üstün yararını doğrudan ilgilendiren ciddi bir hukuki mesele olarak değerlendirilir. Evlilik devam ederken dahi anne ve babanın çocukla kişisel ilişki kurma hakkı bulunmaktadır ve bu hakkın keyfi biçimde engellenmesi hukuka aykırı sonuçlar doğurabilir.
Mahkemeler, bu tür uyuşmazlıklarda çocuğun psikolojik, sosyal ve duygusal gelişimini esas alarak karar verir. Çocuğun sistematik şekilde diğer ebeveynden uzak tutulması, ilerleyen süreçte velayet, kişisel ilişki ve ebeveynlik sorumlulukları bakımından olumsuz değerlendirmelere yol açabilir. Bu nedenle evliyken çocuğu göstermeme gibi durumlarda, sürecin doğru şekilde yönetilmesi ve hak kaybı yaşanmaması büyük önem taşır.
Her olayın kendine özgü şartları bulunduğundan, somut durumun hukuki açıdan değerlendirilmesi ve uygun yol haritasının belirlenmesi gerekir.
Hukuki Destek Almak Neden Önemlidir?
Evliyken çocuğu göstermeme, mahkeme kararlarının uygulanmaması veya kişisel ilişki kurulmasının engellenmesi gibi durumlar, zamanında ve doğru adımlar atılmadığında telafisi güç sonuçlar doğurabilir. Bu tür uyuşmazlıklarda, sürecin aile hukuku alanında deneyimli bir avukat tarafından yürütülmesi; hem ebeveynin haklarının korunması hem de çocuğun zarar görmemesi açısından önemlidir.
Somut durumunuza uygun hukuki yolun belirlenmesi, başvuru ve dava sürecinin doğru şekilde ilerletilmesi için hukuki danışmanlık alınması tavsiye edilir.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel niteliktedir. Kendi durumunuza ilişkin doğru değerlendirme ve hukuki çözüm için bir aile hukuku avukatından profesyonel destek almanız faydalı olacaktır.
Fiili ayrılık sürecinde çocuk teslimi ve tedbir nafakası gibi konularda hak kaybına uğramamak adına deneyimli bir Adana boşanma avukatı hukuki desteği almak kritik öneme sahiptir.

Avukat Ceren Sümer Cilli, Adana’da aile hukuku kapsamında boşanma, velayet, nafaka ve mal rejimi uyuşmazlıkları üzerine çalışmaktadır. Mesleki özgeçmiş ve yayınlar için profil sayfasını ziyaret edin.
benim eşim 4 şubatta evi terk etti ondan sonra çocukları yanına aldı ve bana karşı doldurdu şu anda çocuklarımı göstermiyor.daha dava açılmadı ne yapmam lazım dava açacak gücümde yok
Anlattığınız durum gerçekten zor ve yıpratıcı, bunu hissedebiliyorum. Öncelikle bilmenizi isterim ki, eşinizin çocukları yanına alıp size göstermemesi hukuken kabul edilebilir bir davranış değildir. Türk Medeni Kanunu gereğince, her anne ve baba çocuğuyla kişisel ilişki kurma hakkına sahiptir. Bu hak, sizin maddi gücünüz ya da dava açıp açmamanızdan bağımsızdır. Yani siz boşanma davası açmasanız bile çocuklarınızı görme hakkınız vardır.
Maddi imkânlarınızın yetersiz olduğunu ifade ettiniz; bu durumda Adana Barosu Adli Yardım Bürosu’na başvurarak ücretsiz avukat talep edebilirsiniz. Gelir durumunuzu belgelemeniz hâlinde size bir avukat atanır ve süreciniz profesyonel şekilde takip edilir. Bunun yanı sıra, doğrudan Aile Mahkemesi’ne başvurarak “kişisel ilişki kurulması” talebinde bulunabilirsiniz. Mahkeme kısa sürede tedbir kararı vererek, çocuklarınızla hangi gün ve saatlerde görüşebileceğinizi düzenler.
Özetle; şu anda atmanız gereken en önemli adım, vakit kaybetmeden mahkemeye veya baroya başvurmaktır. Unutmayın, çocuklarınızla bağınızı koparmanız kimsenin hakkı değildir. Siz kararlı olursanız, hukuki yollarla en kısa sürede onlara ulaşabilirsiniz.
Anlattığınız tablo çok ağır ve duygusal olarak yıpratıcı bir süreç. Şunu bilmenizi isterim ki, eşinizin çocukları yanına alıp sizi onlardan tamamen koparması hukuken kabul edilebilir değildir. Türk Medeni Kanunu’na göre her anne ve baba, velayet kimde olursa olsun çocukla kişisel ilişki kurma hakkına sahiptir. Yani dava açılmamış olması sizin bu hakkınızı ortadan kaldırmaz.
Maddi gücünüzün olmadığını söylüyorsunuz. Bu durumda size en yakın baronun Adli Yardım Bürosu’na başvurabilirsiniz. Gelir durumunuzu belgelediğinizde, ücretsiz olarak bir avukat görevlendirilir ve süreciniz profesyonel şekilde takip edilir. Bu, sizin açınızdan hem masrafsız hem de hızlı bir yol olacaktır.
Ayrıca doğrudan Aile Mahkemesi’ne başvurarak tedbiren çocuklarla görüşme hakkı talep edebilirsiniz. “Eşim çocukları bana göstermemekte, bu durum çocukların yüksek yararına aykırıdır. Mahkemece uygun gün ve saatlerde kişisel ilişki kurulmasına karar verilmesini talep ediyorum” şeklinde basit bir dilekçe ile başvuru yapmanız mümkündür. Mahkeme genellikle kısa süre içinde, dava açılmasını beklemeden tedbir kararı verir.
Kısaca; dava açma gücünüz olmasa bile, çocuklarınızı görme hakkınızı koruyabilirsiniz. Bunun yolu ya baro aracılığıyla ücretsiz avukat talep etmek, ya da doğrudan Aile Mahkemesi’ne başvurmaktır. Eşinizin sizi çocuklardan uzaklaştırmasına izin vermeyin, çünkü bu hem sizin hakkınız hem de çocukların üstün yararıyla bağdaşmaz.
Merhaba , eşim evi terk etti ve ailesinin yanına ( şehir dışına ) gitti . Çocuğum daha 1 aylık ve bana bu süreçte çocuğumu göstermeyeceğini söylüyor . Bu durumda ne gibi haklarım var .
Eşinizin evi terk etmesi ve çocuğunuzu size göstermemesi hukuken kabul edilebilir bir durum değildir. Türk Medeni Kanunu’na göre anne ve baba, çocuklarının bakım ve kişisel ilişkisini birlikte düzenlemek zorundadır. Bir aylık bebeğiniz üzerinde hem velayet hem de kişisel ilişki hakkınız devam etmektedir.
Bu süreçte öncelikle sulh yoluyla çocuğunuzu görme hakkınızı talep etmeniz, sonuç alamazsanız da Aile Mahkemesi’ne başvurarak kişisel ilişki tesis edilmesi için dava açmanız mümkündür. Mahkeme, çocuğun üstün yararını gözeterek size düzenli görüşme günleri belirleyecektir. Ayrıca eşinizin evi terk etmesi ve çocuğu sizinle görüştürmemesi, ileride açılacak boşanma davasında da aleyhine değerlendirilebilecek bir durumdur.
Şimdilik en doğru yol, yazılı ve saygılı şekilde çocuğunuzu görme talebinizi iletmeniz ve bunu belgelemenizdir. Göstermemekte ısrar ederse, hızlıca aile mahkemesine başvurmanız gerekir. Bu süreçte çocuğun üstün yararı ve sizin babalık hakkınız korunmaktadır.
merhaba velayetleri ayrı olan çocukları yanyana getiremiyorum anne bendeki çocuğu istemiyor ve velayeti kebdinde olan çocuğuna göstermiyor yaşları9 6 2 çocuk kardeşler birbirini unuttu ne yapmam gerekir konuşmak isterken sürekli kader aracılığıyla yalan beyanda uzaklaştırma ve tedbir alıyor buda çocukların ayrı kalmasına sebep oluyor ne yapmam gerekir yardımcı olurmusunuz ne yapmam gerekir
Anlattığınız durum, aile hukukunda oldukça hassas ve önemli bir konudur. Kardeşlerin birbirinden ayrılması, hem çocuk hakları hem de Türk Medeni Kanunu açısından kabul edilemez bir durumdur. Kanun, özellikle TMK 182 ve 324. maddelerde “çocuğun üstün yararı” ilkesini esas alır ve kardeş bağının korunmasını da bu kapsamda değerlendirir.
Velayet hakkı, bir ebeveyne çocuğu kardeşlerinden tamamen ayırma hakkı vermez. Aksine, çocuğun hem anneyle hem babayla hem de kardeşleriyle olan ilişkilerinin sürdürülmesi gerekir. Bu bağın koparılması, çocukların duygusal gelişimini doğrudan olumsuz etkiler.
Bu nedenle, Aile Mahkemesine bir dilekçe sunarak “kardeşler arasında kişisel ilişki kurulması” yönünde tedbir talep edebilirsiniz. Dilekçenizde, çocukların uzun süredir birbirini göremediğini, bu durumun psikolojik olarak olumsuz etkiler doğurduğunu ve bu sürecin tamamen karşı tarafın kötü niyetli tutumundan kaynaklandığını açıkça belirtmelisiniz. Mahkemeden, kardeşlerin belirli aralıklarla görüşebilmesi için denetimli ya da pedagog gözetiminde bir görüşme düzeni talep edebilirsiniz.
Buna ek olarak, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü aracılığıyla sosyal inceleme raporu talep etmek de çok önemlidir. Bu rapor, uzmanlar tarafından hazırlanır ve kardeşlerin ayrı kalmasının çocuklar üzerindeki psikolojik etkilerini ortaya koyar. Mahkeme genellikle bu raporları dikkate alır ve buna uygun şekilde karar verir.
Diğer yandan, karşı tarafın sürekli olarak asılsız beyanlarla uzaklaştırma kararı aldırması, açıkça kötüye kullanımdır. Bu durumun her dilekçenizde özellikle vurgulanması gerekir. “Tedbir kararlarının, çocuğun üstün yararı gözetilmeden kötüye kullanıldığı” yönünde bir ifade kullanabilir, gerekirse bu konuda disiplin veya savcılık başvurusu da yapabilirsiniz.
merhaba. 2 yıldır devam eden çbd da geçici velayet sir raporuna göre bana verilmişti. fakat eski eşim kızımın okuluna giderek bazı gizli belgeleri alip avukatiyla gerçek olmayan belgeler düzenleyip okuldaki guvenlik görevlisi sınıf öğretmeni ve müdürü kandırıp aleyhime tutanak tutturup mahkemeye verip velayet değişikliği istediler. mahkeme 3 lü uzman tuttu fakat eşim polis olunca uzmanlar benim yüksek sesle konuştuğumu evde odanın birini gostermedigimi zamanında kapıyı acmadigimi erken geldiler eve gelememistik. gibi sebebleri bahane ederek kızımın geçici velayetinin babaya verilmesini istedi. Sonraki duruşmada bu eylül de geçici velayet babaya geçti. fakat kızımı okuldan izin alip 2 saatliğine hastaneye götürdüm(mahkemece sağlık tedbiri için aradılar getir kızını dediler) diye beni savcıya şikayet edip uzaklastirma talep etmiş. fakat mahkeme kararina göre GÖRÜŞ GUNÜ HAFTA SONUYDU AMA KIZIMI GORUSTURMEDİ.
taa ay sonra görüş hakkım var. kızımın psikolojisini bozuyor. şimdi hicbir şekilde kızımın ne okuluna gidebiliyorum ne sesini duyuyorum ne de görebiliyorum. taa bi sonraki görüş günüm kasım da ozaman adlı destege basvurucam ama şimdi basvursam acaba yinede gorustururler mi beni. ? bu durumu nasıl anlatmali mahkemeye.
Mahkemeye bu durumu anlatırken, öncelikle olayın özünü sakin ve somut şekilde ifade etmelisin. Velayetin geçici olarak babaya verilmiş olması, senin anne olarak çocukla hiçbir şekilde görüşemeyeceğin anlamına gelmez. Geçici velayet, kesin hüküm değildir; mahkeme davanın gidişatına göre yeniden düzenleyebilir.
Senin çocuğu hastaneye götürmen, mahkemenin sağlık tedbiri kararı uyarınca yapılmış bir işlemdir. Bu nedenle, bu davranışın bir “karar ihlali” değil, aksine mahkeme kararının gereğinin yerine getirilmesidir. Buna rağmen eski eşin bu olayı gerekçe gösterip seni savcılığa şikayet etmiş ve uzaklaştırma talep etmişse, bu açıkça kötü niyetli bir girişimdir. Bunu dilekçende özellikle belirtmelisin.
Asıl önemli olan, mahkeme kararında belirtilen kişisel ilişki gününde çocuğun sana teslim edilmemiş olmasıdır. Bu durum mahkeme kararının ihlali anlamına gelir. Eğer görüş günü engellenmişse, icra dairesine giderek “kişisel ilişki kurulması” için işlem başlatabilirsin. Karşı taraf çocuğu teslim etmezse, icra memurları nezaretinde teslim sağlanır ve bu durum tekrarlanırsa para cezası veya disiplin yaptırımı uygulanır.
Şu anda kızını hiç görememen, onunla iletişim kuramaman çocuğun psikolojisini doğrudan etkiler. Mahkemeye bir dilekçe verip, bu durumun çocuğun ruhsal gelişimini olumsuz etkilediğini, uzun süre annenin sesini bile duyamamasının çocuk için zararlı olduğunu anlatabilir ve “ivedi tedbir” talep edebilirsin. Dilekçende, Kasım ayındaki kişisel ilişki tarihine kadar geçici olarak kısa süreli bir görüş hakkı verilmesini, gerekirse pedagog eşliğinde veya denetimli şekilde olmasını isteyebilirsin.
Eğer uzaklaştırma kararı henüz verilmediyse, savunmanda şu noktaları vurgulaman faydalı olur: Mahkemenin çağrısı üzerine çocuğu hastaneye götürdün, bu davranışın mahkeme kararına uygun. Çocuğun sağlık tedbirine ilişkin bir işlem olduğu için, eski eşinin şikayeti kötü niyetlidir. Uzaklaştırma talebinin reddini, aksine senin anne olarak çocuğunla yeniden görüşebilmen için uygun bir tedbir belirlenmesini talep etmelisin.
Kısacası, mahkemeye sunacağın dilekçede şu vurgu olmalı: “Ben çocuğumu mahkeme kararı doğrultusunda sağlık kontrolüne götürdüm, bu durum çocuğun yararınaydı. Buna rağmen bana karşı kötü niyetli şikayetlerde bulunulmakta ve kızımla görüşmem engellenmektedir. Çocuğun ruhsal gelişimi açısından anne ile bağın kesilmemesi gerekir. Kasım ayındaki görüş gününe kadar geçici olarak kısa süreli de olsa görüşme hakkı tanınmasını talep ediyorum.”
merhaba eşimle boşanma aşamasındayız ve çekişmeli bi boşanma oluyor ben 3.5 aydır kızımın ne sesini ne kendisini görebiliyorum ayrıca bütün şijayetlerimi yaptım devlet geçici velayeti bana verdi kızımı almak için gittiğimizde polislerle kızımı bana yine verilmedi burda yok diye ve 1aydır kaçıyorlardı adresleri beşli değildi şuan adresleri belli bu zamana kadar kızımı almak için heryere başvurdum bütün şikayetlerimi yaptım ama aylar geçti kızımı göremiyorum bundan sonra ne yapmam lazım onuda bilmiyorum ayrıca bütün şikayetlerimi yaptım hepsi mevcut.
Elinizde mahkeme tarafından verilmiş geçici velayet kararı varsa, bu karar kesinleşmesi beklenmeden icra edilebilir. Bu durumda yapmanız gereken ilk adım, kararı Aile Mahkemesi’nin bulunduğu yerdeki İcra Müdürlüğü’ne götürüp “çocuğun teslimi” için ilamlı icra takibi başlatmaktır. İcra Müdürlüğü, çocuğun size teslim edilmesi için gerekirse polis ve sosyal hizmet uzmanı eşliğinde işlem yapar. Karşı taraf buna rağmen çocuğu teslim etmez veya “evde yok” diyerek oyalarsa, bu durum mahkeme kararının fiilen engellenmesi anlamına gelir.
Eğer karşı taraf, geçici velayet kararına rağmen çocuğu sizden saklıyor, yerini gizliyor veya kaçırıyorsa, bu durum Türk Ceza Kanunu’nun 234. maddesi kapsamında suçtur. Söz konusu maddeye göre “Velayet hakkı olan kişiden çocuğu kaçıran veya alıkoyan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” Bu nedenle Cumhuriyet Savcılığı’na giderek “çocuğun alıkonulması” suçundan suç duyurusunda bulunmanız gerekir. Dilekçenize geçici velayet kararını, polis tutanaklarını, başvuru kayıtlarını ve çocuğun saklandığını gösteren delilleri ekleyin.
Adres şu anda belli hale geldiyse, aynı icra dosyası üzerinden “zorla teslim” talebinde bulunabilirsiniz. Bu durumda icra memuru, kolluk kuvveti ve gerekirse sosyal hizmet uzmanı ile birlikte çocuğun bulunduğu adrese gidilerek teslim işlemi yapılır. Eğer karşı taraf direnirse veya çocuğu teslim etmezse, icra memuru tutanak tutar ve bu durum “icra emrine muhalefet” (İcra İflas Kanunu madde 341) kapsamında suç oluşturur. Savcılığa bu yönde ek suç duyurusu yapılabilir.
Tüm bu süreç devam ederken, karşı tarafın sizi tehdit ettiği, çocuğu bir baskı aracı olarak kullandığı veya iletişimi tamamen engellediği durumlarda 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma kararı talep etme hakkınız da vardır. Aile Mahkemesi’nden, hem kendiniz hem çocuğunuz için şiddet ve psikolojik baskıdan korunma tedbirleri isteyebilirsiniz. Bu sayede hem sizin güvenliğiniz hem de çocuğun menfaati hukuken korunmuş olur.
Son olarak, tüm başvurularınızın belgelerini (şikayet dilekçeleri, polis tutanakları, savcılık kayıtları, icra dosya numarası vb.) bir dosyada toplayın. Çünkü ileride açılacak esas velayet davasında, sizin çocuğunuzu görmek ve korumak için gösterdiğiniz bu çaba, mahkeme nezdinde güçlü bir delil olarak değerlendirilecektir. Bu belgeler, sizin çocuğun üstün yararını korumak için sürekli çaba gösterdiğinizi ispatlar.
Merhaba ceren hanım eşimle 20 gün önce tartıştık evden kovdu boşanmak istiyor ve çocuklarımı bana göstermiyor ne yapmam gerekiyor bu süreç nasıl ilerler yardımcı olur musunuz
merhaba, eşimle boşanma sürecindeyiz ve ben kızımın eşimde kalmasını istemiyorum, sadece günlük olarak görmesini istiyorum.
bu mümkün müdür ?